Yazar: dedekorkut1
Konu: HEPiMiZ AYNI KiLiMiN DESENLERiYiZ”
Gönderim Zamani: 10-Haziran-2008 Saat 16:09
“HEPiMiZ AYNI KiLiMiN DESENLERiYiZ”
SÖZÜ BiR BÜYÜK BiRLiÄžE ÇAÄžRIDIR
ALPEREN GÜRBÜZER
Bir büyük birligi gerçeklestirmek için, hepimiz bir kilim içinde yekpare desenler olmaliyiz. Ayni kilim üzerinde bagdas kurup, çizgi çizgi efkârimizla nakislarimizi isleyerek vahdet deryasina dalmali. Bir büyük birlik yoluÂ’nda yalinayak yürüsek, ya da dikenli taslarla karsilassak da kilime olan sevgimizden taviz vermemeli. Kilim deyip geçmemeli, onunda bir dili var, tabi ki anlayana.
Kilim, desenler arasindaki iliskiyi anlatan en iyi bir nakkas. Nakislarin her biri, bir anlam, ayni zamanda heyecan verici, ötelere kanatlandirir sevenleri. Kilime âsik olunca, bir büyük birlik hasreti daha da artmakta ve kalbimiz onunla çarpar her daim, gül medeniyetini arzuluyoruz çünkü. Gece-gündüz demeden kilimde ister istemez gülÂ’ü ariyoruz. Desenler arasinda hiçbir ayirimi yapmadan, kilimin kalbi mesabesinde olan gül, gözümüzde tütsü tüter adeta. Bir büyük birlige ulasmak gerek, ama nasil? Yoruldum, usandim demeden, hasretle Leyla-Mecnun misali gülÂ’e erismek ülkümüzse sayet. Çünkü gül kilimin kalbidir. Ebed ve ezelle birlesen noktada akil nasil duruyorsa, Peygamber kokusu olan gülÂ’ü koklamakla da kendimizden geçip ötelere yelken açmali.. Bu duyguyu ne kalem ne de kitap izah edebilir, ancak onu yasayan bilir. Bugüne kadar Anadolu insani karinca kararinca kilim üzerinde Türküler söyleyerek, ona olan sevgisini dile getirmeye çaba sarf etmis, öyle ki ninniler söylemis ve agitlar dökmüs bir sevda ugruna. Sevdigine sözü olan hemen bir kilim dokumus, böylece gönlünün sesini nakis nakis islemis kilime... Kelimenin tam anlamiyla kilim; gül medeniyetine, yani aska ve sevgiye çagrinin simgesidir.
Omuzunda gül medeniyetinin sorumlulugunu hissedenler, kilimin dilini anlamak mecburiyetindedirler. Bahçemiz farkli renklerle donatilsa da, gül bahçemizi bir büyük birlik için seferber etmeliyiz. Farkli tonlar ayrilik degil, bilakis zenginlik içeren motiflerimizdir. Kilimin kökleri yüzyillar ötesine uzanir. Binlerce kilometre öteye, hatta ÇinÂ’e kadar kilimlerimiz gitmis. Belki de insanlik kilimlerimize bakip, bizim nasil bir medeniyet oldugumuzun ipuçlarini elde etmis, derken karanliktan aydinliga çikabilmislerdir. Vahdete susamis insanlik, farkli motifleri bir kilim içinde görünce hayran kalmis, kilimden ilham alarak sosyal hayatini renklendirmenin yoluna koyulmuslardir. OsmanliÂ’nin alti yüz senede ayakta durmasinin sirrini çözemeyenlere en iyi cevabi kilimin dili veriyor. Bugün süper güç olan ABDÂ’nin Osmanliyi taklit ederek çok milletli hayatini idame ettirmesini kilim örnegi ile ancak izah edebiliriz. Çoklarin bir etrafinda toplanmasinin ifadesidir kilim. Gelisimi durdurmak ya da ertelemenin imkânsiz oldugu iddiasiyla yola koyulanlar “Hepimiz ayni kilimin desenleriyiz” sözünden vazgeçmemelidirler.
Farkli desenler yekpare parçalar halinde birleserek fikrimizin gülü dedigimiz; bir büyük birlik kilimi olusturma heyecani tasiyoruz yüregimizde. Dün nasil ki kilimlerimizle üç kitaya nizam götürdüysek, bugün de bu büyük tarihi mirasla yeniden insanliga nizam verebiliriz pekâlâ. Töremiz de madem kilim demek; ilim demek, o halde bu ilime talip olmaliyiz. Aksi takdirde gönül tezgâhimiza isledigimiz kilim ruhunu, modern çagin en üst seviyesine tasimak hayalden ibaret kalir. Önce kilime sevda ya da özlem duyacagiz, daha sonra da renklerimizi, dileklerimizi nakis nakis isleyerek büyük birlik kilimini olusturacagiz. Gönlümüzü kilim yapmadan medeniyetten bahsetmek abesle istigaldir zaten. Çünkü kilim gül medeniyetinin aynasidir. Maziden atiye uzanmak istiyorsak mutlaka ve mutlaka yolumuza kilim sermeliyiz.
Kilim varligimizin devami anlamina gelirken, ülkemizde henüz bu gücü kesfedebilmis degiliz. ideolojik dayatmalar, tek tip yapilar öneriyor. Oysa Milli devlet varligimiz, çesitli renklerden olusan desenleri hiçe saymayi gerektirmemeliydi. Bilmeliydik ki TürkiyeÂ’yi homojenlestirmeye dayali her çalisma, tek tip bir desen vermeye yönelik hareketler ruhumuzu karartiyor. Tek dogru kendi bildiklerimiz düsüncesi artik gerilerde kaldi. Geldigimiz nokta itibariyla alt kimlikleri göremezlikten gelemeyiz, hatta her alt kimligin kendini tanimlamasina da engel koymamali. Bu kimlikler hakkinda önyargili uydurulan manipülasyonlarin gerçegin ta kendisi olmadigini geç de olsa anlamis bulunuyoruz. Genelde tarihte çesitli dil, din, insan ve askÂ’in dokundugu Anadolu kiliminin canliligini temasa ederken, çesitliligimizin ayrilik olmadigi, bilakis hayat verici iksir oldugunu idrak ediyoruz. Anadolu kilimi hayatin özetini sunuyor adeta. Ayrimiz gayrimiz yok, hepimiz ayni dost kapisindayiz çünkü.
Tek tip modeller çatisma ve yok etmeyi sunarken, Türk kilimi de, aksine ve israrla düsman olmak yerine, kardesligi, sevgiyi ve kaynasmayi öneriyor. Biz böyle bir kilimle, bir kültürün üretim merkezinde bulunuyorduk asirlar boyu...
Ayrilik-gayrilik bilmiyorduk, her ne olduysa bu zengin kilim cografyasina sonradan bir haller oldu, kutuplasmayi ve zitlasmayi biranda nasil kesfettik hayret dogrusu. Oysa biz Yunus misali gönül yikmaya degil, kalpleri fethetmek için gelmistik. Zengin kilim hazinelerimizin kiymetini bilmedigimiz müddetçe, hayatimiz hep kavga ile geçecek, gelecegimiz ayriliklar üzerine kurulacak gibi. Fazla söze hacet yok, bu oyunu kilimin dili ile bozmaliyiz. Vesselam.